Başbakan Binali Yıldırım’dan önemli açıklamalar

05 Ağustos 2016

CNN Türk ve Kanal D’nin ortak yayınına katılan Başbakan Binali Yıldırım, gazeteci Hande Fırat’ın sorularını canlı yayında yanıtladı. 

Bugüne kadar üç tane kanun hükmünde kararname çıktığını hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Önümüzdeki günlerde yeni bir kanun hükmünde kararname yayınlanacak” dedi. Bin 500’e yakın davayı geri çektiğini söyleyen Başbakan Yıldırım, muhalefet partilerine birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Öte yandan Başbakan Yıldırım, “Biz bu darbenin Fetullah Gülen tarafından planlandığını biliyoruz. Gülen’in kapasitesi bunu planlamaya yeter mi yetmez mi? Soru bu. Onun üzerinde bir üst akıl var. Üst akıl bir devlet mi, bir kurum mu henüz onu bilmiyoruz” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmasından satır başları:

“YENİ KHK GELİYOR”

Bugüne kadar 3 tane kanun hükmünde kararname çıktı. Bundan sonra da çıkacak. Önümüzdeki günlerde yeni bir kanun hükmünde kararname yayınlanacak. Onunla ilgili hazırlık çalışmaları devam ediyor.

YENİKAPI MİTİNGİ

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı katılmayacak ama bir heyet gönderecek. MHP’den de bugün, bu akşam cevap geleceğini düşünüyor. Değerlendirmem şu, keşke kendileri gelseydi, yani parti başkanları gelse, orada vatandaşlara hitap etselerdi çok daha güzel bir birlik, beraberlik görüntüsü olurdu ama en azından temsilci göndermeleri, partilerinden, o da bir anlamda birliğe, beraberliğe verdikleri önemi gösterir diye düşünüyorum.

“TİB’İN YERİNE KURULUŞ GELMEYECEK”

TİB kapatılacak, yerine bir kuruluş gelmeyecek.

Bilgiye sahip olmazsanız başınıza gelecek olaylara tedbir alamazsınız, almakta geç kalırsınız. Bizim 15 Temmuz’da yaşadığımızın izahı, özeti budur. Eğer yeterli istihbarat alınabilseydi, o istihbarat vakitlice elde olabilseydi, belki de bu mesele bu noktaya gelmeyebilirdi.

“ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”

MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması gündemimizde, üzerinde çalışıyoruz.

Ben bunu Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı’na sordum, ‘Bu nasıl olur?’ dedim. ‘Başbakan’ın haberi yok, Cumhurbaşkanı’nın haberi yok. Tamam Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi olması gayet doğal ama aynı zamanda Başbakan’a da söylemeniz gerekir. Çünkü, siz Başbakan’a karşı sorumlusunuz, bağlısınız.’ Ama bunun cevabını veremedi, herhangi bir şey de söyleyemedi. Doğrusu bu.

“BALKAN SAVAŞI’NDAN BERİ BÖYLE BİR HADİSE YAŞANMADI”

Bu olay en çok ordumuzun itibarına tahribat yaptı. Balkan Savaşı’ndan beri Türk Ordusu böyle bir hadise yaşamadı. Torunum “Bunlar bizim askerimiz değil mi neden insanları öldürüyor” diye sordu, cevap veremedim. İntikam duygusuyla hareket etmeyeceğiz.

58 bin 611 kişi açığa alındı, 3 bin 499 kişi görevden alındı. 15 bin öğretmen alınması konusunda Bakanlar Kurulu’nda karar alındı.

Biz bir ölçü koyduk. Ölçüler belli. Doğrudan bunlarla teması olan, hatta temasları devam eden, 17-25 Aralık’tan sonra finansal desteğe katkı sağlayan, şu anda bu yapının derneklerinde, partilerinde aktif görev alan bütün bu insanların hepsi zanlı olarak toplanıyor.

Daha sonra ‘Bu işle benim alakam yok’ diyenler, itirazlarını yaptıkları zaman bunları gözden geçireceğiz. Hakikaten ikna edici bir delil ortaya çıkarsa o zaman bunlar diğer zanlılardan ayrılacak. Bu konuda işimizin kolay olmadığını söylemek isterim ama biz bir hukuk devletiyiz. Haklı ile haksızı mutlaka birbirinden ayırt etmemiz lazım.

“BAKANLIĞA TALİMAT VERDİK”

Şu anda zannediyorum 20 binin üzerinde, 23 bin civarında öğretmen açığa alındı. Dolayısıyla ders sezonu da geliyor, okullar açılacak, öğretmen ihtiyacı var. Bu yüzden 15 bin öğretmen alınması konusunda Bakanlar Kurulu’nda bir karar aldık ve Milli Eğitim Bakanına gereğini yapması talimatını verdik.

İPTAL OLAN 2010 KPSS

Burada bir yargı kararı var, yargı kararı da o mağdurlar tarafından açılan dava, ‘buradaki sorular çalındı’ diye. Neyse mahkemeler işte bu kadar sürmüştü, 2010, geldik 2016’ya, bunlar memuriyete girmiş toplam 86 bin kişi. Bunlar şimdi iptal olunca, bunun anlamı nedir, 86 bin kişi çıkarılacak demektir, başka bir tedbir olmasa çıkarılacak.

Yani ‘Mahkeme karar vermiş ama aradan şu kadar sene geçti biz bir şey yapamayız’ deme şansımız yok. Ya bir yasa düzenleyeceğiz bu mahkeme kararını etkisiz hale getireceğiz ya da mahkeme kararını uygulayacağız, 86 bin kişinin iş akdini feshedeceğiz.

Burada şunu da yapmamızın daha doğru olacağını düşünüyorum, ben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımıza da bunu söyledim, şunu yapmak daha doğru, bunların sınavlarını incelemek lazım, yani bu kadarın tamamı mı acaba soruları aldı, yoksa bunların içinde FETÖ terör örgütünün hedef kitle olarak gördüğü belirli bir grup mu? Onlar belli olur. O geriye yönelik sınav sonuçlarına bakılır, orada bu işin failleri kimse onlar ortaya çıkarılır, diğerleri bu işten muaf tutulur.

“TSK’NIN YENİDEN YAPILANMAYA İHTİYACI VAR”

Sadece cemaat değil, TSK’nın yapısını, savunma kabiliyetini, caydırıcılık kabiliyetini azaltacak her türlü tehdide karşı yeniden yapılanma ihtiyacı var. Bu ihtiyaç yıllardan beri var ama maalesef yapmak mümkün olmadı. Keşke böyle bir olay arkasında olmasaydı. Yıllardan beri hep konuşulur.

Şu anda yaptığımız yıllardan beri Silahlı Kuvvetler’in kendi yapmak istediği reformları, yaşadığımız bu hain darbe teşebbüsü sonucu ortaya çıkan tablo belli. Bu şartlarda kim garanti edebilir darbecilerin bunu tekrarlamayacağına? Garantisi var mı, yok. 

Yaptığımız şey şu; Bir, dünyanın gelişmiş ülkelerinde ordunun nasıl bir fonksiyonu var, o görevi esas alarak bu yapılanmayı gerçekleştirdik. İkincisi de bu terör örgütünün bundan sonra ordu içinde tahribatının olmaması, veya buna benzer darbe teşebbüsünün meydana gelmemesi için yapılması gereken işleri yaptık. Bütün eleştirileri saygıyla karşılıyoruz, gerekirse düzeltmeler de yapılabilir. Allah emri değil, yapılan bir kanundur.

“ANİDEN KARAR ALMANIZ GEREKİYOR, ALAMIYORSUNUZ”
 
Yapılan işle TSK zaafiyete uğratılmamıştır, aksine asli görevlerinde daha etkin çalışmasına zemin hazırlanmıştır. GATA’yı, atölyeleri, bakım tesislerini aldık, dolayısıyla Genelkurmay artık harbe hazırlık gibi kendi asli konularına daha çok zaman ayıracak. Kuvvet Komutanlarını ayırdık, niye? Milli Savunma Bakanı, kuvvet komutanlarının üzerinde görünüyor ama bir şey yaptıramıyor. Aniden karar almanız gerekiyor, alamıyorsunuz. 

“İNSANLAR ÖLÜYOR, NE YAZILI EMRİ”

Diyelim ki bir darbe teşebbüsü var, siz de siyasi irade olarak sistemde yoksunuz. Nasıl müdahale edeceksiniz? Eskişehir’i arıyorum, halkın üzerine bomba atılıyor diyorum o gece. Bir sürü mazeret. Diyorum ki yapacağınız, bir yerde uçak kaldıracaksınız, insanları öldürenlerin üzerine siz gideceksiniz. Bunu onların söylemesi lazım, ben akıl veriyorum, bu sefer diyorlar ki “efendim uçaklar yüklü değil.”

Onlarınki nasıl yüklü kardeşim? Efendim “filanca üsten gelecek o da bir saat”, bir sürü mazeret. Üstlerine gidince “yazılı emir verin.” İnsanlar ölüyor, ne yazılı emri? “Bu telefon konuşması yazılı emirdir” dedim, öyle yaptırabildik.

“GELİŞMİŞ ÜLKELERDE UYGULANAN BİR METOD”

Öyle bir ihtiyaç doğar ki siz, siyasi irade olarak, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanı dışında birine de emir verebilirsiniz. Derhal yerine getirilmesi lazım. Bu darbeyi önlemek için gelişmiş ülkelerde uygulanan bir metod.  

PARTİ LİDERLERİNİN BİR ARAYA GELMESİ

Biz kararlıyız, bu konuda üzerimize düşeni yapacağız. Ben gerek CHP gerek MHP Genel Başkanlarının da bu konuda samimi olduklarını düşünüyorum. Birçok konuyu konuşarak, görüşerek çözebiliriz. Bu ülke hepimizin, bu ülkenin geleceği hepimizi ilgilendiriyor. Bu milletin huzuru, güvenliği, geleceği hepimizin konusu, o yüzden kavga edecek çok fazla şeyimiz yok ama paylaşacak çok şeyimiz olduğunu düşünüyorum.

“SİSTEM KONUSUNDA AK PARTİ İLE CHP FARKLI DÜŞÜNÜYOR”

Genelkurmay Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmasıyla ilgili, anayasa değişikliğini başarabilirsek, önce Meclis’te geçmesi lazım, sonra referandumla kapsamlı bir anayasa değişikliği. Ama bunun için AK Parti olarak sayımız yetmiyor. CHP açıkça bunu uygun görmediğini beyan etti. 

Sistem konusunda AK Parti ile CHP ayrı düşünüyor. CHP parlamenter sistem diyor, AK Parti başkanlık diyor. Onların gerekçesi parlamenter sistemin Türkiye şartlarına daha uygun olması. Her iki sistem de halka sunulabilir. Millete sorarız, millet hangisini tercih ediyorsa. Yeter ki o noktaya getirebilelim. 

“330 ÜZERİNDE KABUL OLURSA REFERANDUM”

Bu iş Meclis’e gelecek, oylanacak, 330 üzerinde kabul olursa, referanduma gidiyor. Referandumda vatandaş ya kabul ediyor ya reddediyor. Şöyle bir takvimimiz olabilir, genel başkanlarla yaptığımız görüşmenin amacı şuydu: Bir, OHAL sürecine ilişkin açıklamalarda bulunmak. Çok güzel, verimli görüşme yaptık, her iki parti başkanıyla.

Burada tabii onlar bu son KHK ile ilgili biraz endişelerini dile getirdiler, biz de dikkatlice not ettik, düzeltme ihtiyacı olursa her zaman yapabiliriz dedik. Ayrıca o görüşmede anayasa uzlaşmasını beklemeden, ona devam etmekle öncelikli ve acil ihtiyaç olarak daha az maddeyi içeren bir değişiklik konusunda birlikte çalışma kararı aldık.

“KÜÇÜK BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİ OLABİLİR”

60 maddenin olduğu çalışma devam edecek, ama onu beklemeden daha küçük bir paket, mesela diyelim ki CHP’nin, MHP’nin, bizim istediğimiz hususları ortaya koyacağız, ortak istediklerimizi tespit edeceğiz, bu maddeler için hemen Meclis’e getirelim diyeceğiz. Biz şu an iki partimizle görüşme yaptık. 

AB konusu da olması itibariyle, bu yüksek idare mahkemesi ve askeri yargıtayın kaldırılmasında bütün partilerin mutabakatı var. CHP’nin HSYK’nın yapısının göden geçirilmesi yönünde teklifi var. Devlet memurları konusunun tanımının daha anlaşılır hale gelmesi yönünde bir teklifimiz var. Amaç, partilerin ortak paydada birleştikleri maddeleri gündeme getirmek. Belki 5 biz, 5 CHP, 5 MHP getirecek. 

“DAVALARIMI GERİ ÇEKTİM”

Ben de muhalefet liderlerine, gazetecilere ve başka isimlere yönelik davalarımı dün çektim. Epey vardı, saymadım ama bin 500 civarı olması lazım.

“İYİ NİYET GÖSTERGESİDİR”

Kemal Bey de davaları geri çekme konusunda benzer bir şey yaptı diye duydum, bunlar iyi niyet göstergesidir. Kimseyle davalı olmak arzumuz değil. Maalesef siyasetçi olmanın ağır bedeli var, herkes hakareti hak zannediyor.

İşgal ettiğimiz makamın itibarını korumak mecburiyetindeyiz, yoksa bu davalar kendimizi tatmin için açtığımız davalar değil. Bu size verilen sorumluluğun itibarını korumak mecburiyetindesiniz. Sizin artık şahsi kararınız olmaktan çıkıyor. Ümit ederim dava açacak düzeyde bir olayla karşı karşıya gelmeyiz. 

“657 DEĞİŞMİYOR”

657 değişmiyor, 657’ye mesnet, temel teşkil eden anayasa hükmü var. Anayasa hükmü, onda bir değişiklik öneriyoruz. Değişiklik önerimiz şu, bir devlet memuru var, bir devlette çalışan kamu işçisi var, sözleşmeli var, değişik sözleşme, kadro karşılığı sözleşmeli var, bütün bu statülerin tek bir ad olarak ele alınması, bunun adı kamu çalışanı olabilir. Kamu çalışanı deyince herkesi kapsar. Bu şekilde bir düzeltme, yaşanacak ihtilafları, davaları da ortadan kaldırır diye düşünüyoruz. Onu esas alarak da anayasaya uygun kanun yapılabilir.

ASKERİ OKULLARIN DURUMU

Liselerde okuyanlar, okullara giriş ve aldıkları puanlar dikkate alınarak meslek liselerine ve liselere dağıtılacak. Ayrıca bunların yatılı okumalarından kaynaklanan yükümlülükler var. Onları affediyoruz. Daha önce de bir şekilde atılmış, ayrılmış bütün askeri öğrencilerin de tazminatlarını affediyoruz. Böylece o mağduriyetler ortadan kalkmış oluyor. 

Harp okullarına gelince de yine öğrenciler mezun olmayacaklar, onlar da YÖK tarafından yine harp okuluna giriş puanları esas alınarak istedikleri yere kayıtlarını yaptıracaklar. Böylece hak kayıpları olmayacak. 

“FETÖ’NÜN 15 ÜNİVERSİTESİ KAPATILDI”

Bu FETÖ’nün 15 üniversitesi kapatıldı. Oradaki öğrenciler de, aynı şekilde diğer üniversitelerin ilgili bölümlerine nakledilecek ama şunu yapacağız, onların bir hami üniversitesi var. Özel üniversiteler kurulurken, hami üniversiteler oluyor. Diyelim ki Fatih Üniversitesi’ninki İstanbul Üniversitesi. Öğrenciler oraya devrediliyor. 

Harp okulları kapatılmıyor. Üniversite sınavına giren öğrencilerden alıp eğitmeye devam edecekler, ama Milli Savunma Üniversitesi adı altında birleştiriliyor.  İade-i itibara dair bir hüküm var; haksız yere bu düzmece raporlarla ordudan atılanlar tekrar haklarını aramak için müracaat edebilecekler. 

30 AĞUSTOS TÖRENLERİ

Bizim hükümet olarak 30 Ağustos törenleri konusunda aldığımız bir karar henüz yok. Bunu tabii ki oturacağız, konuşacağız, en uygun gereken neyse yani bir olay yaşadık diye 30 Ağustos’u yok sayamayız. Gerekli tedbirleri alırız, riskleri hesap ederiz, ondan sonra da gereken neyse yapılır. Bu konuda ‘Törenin şu kısmı yapılacak, bu kısmı yapılmayacak…’ Bugüne kadar yapılanın yapıldığı şeklin dışında bir uygulama henüz kararlaştırılmış değil.

SUİKAST İDDİALARI

Bunların hepsi olabilir. Bunlar ihtimal dışı değil ama yani bu tip ihbarlarla bizi hedeflerimizden, hizmetlerimizden alıkoymaya, bizi bir kenara çekilmeye zorlamaya güçleri yetmez. Biz tedbirimizi alacağız alabildiğimiz kadar. Halkımızla beraber olmaya devam edeceğiz.

OHAL UZATILACAK MI?

Şu anda böyle bir düşüncemiz yok. Ümit ederim ihtiyaç da olmaz, olabilirse daha erken de kaldırabilmeyi hedefliyoruz.

GÜLEN’İN İADESİ

Kaçmasına karşı, bir tutuklama talebimiz var. Çok hukuki ve makul bir taleptir. ABD yetkilileri ümit ederiz ki dikkate alırlar. 15 Temmuz öncesine yönelik 4 dosya gitti, 15 Temmuz artık her şeyin ayan beyan ortada olduğu bir iş olduğu için, arkadaşlarımız elleri daha kuvvetli oraya gitsin diye düşünüyoruz. Elimiz dolu gitmemiz lazım. Var da zaten, yeterli görmüyorlar anladığımız kadarıyla, ne istiyorlarsa göstereceğiz.

“İSTEDİKLERİ KADAR TARİH VERSİNLER, BİZİM CEVABIMIZ VAR”

Kimin yarına çıkacağı, kimin çıkmayacağı onun kararıyla olmuyor. Bu bir tehdittir, suçtur, hedef göstermektir. Zaten işlediği suçların hesabı yok, bu da ilave oldu. İstediği kadar tarih versin, bizim de verecek cevabımız var. 15 Temmuz’da da çok kendilerine güvendiler ama hesap edemedikleri bir şey oldu, bu büyük millet bütün hesapları alt üst etti.

Herkesin bir hesabı var ama Hakk’ın da bütün hesapların üzerinde hesabı var. Tehditlerin hiçbirinde “bu önemsizdir” demiyoruz, dikkate alıyoruz. Tehlike, tehdit devam ediyor derken kast ettiğim budur. Ülkede karışıklık çıkarmak suretiyle emellerini gerçekleştirmek isteyebilirler. 

“GÜLEN’İN KAPASİTESİ YETER Mİ”

Biz bu darbenin Fetullah Gülen tarafından planlandığını biliyoruz. Gülen’in kapasitesi bunu planlamaya yeter mi yetmez mi? Soru bu. Onun üzerinde bir üst akıl var. Üst akıl bir devlet mi, bir kurum mu henüz onu bilmiyoruz.

15 TEMMUZ’UN ARKASINDA ABD VAR İDDİASI

Bu tartışmaları Amerika Birleşik Devletleri’nin sona erdirmesi için eline altın bir fırsat geçti. Amerika Birleşik Devletleri üzerindeki soru işaretlerinin kalkması için o altın fırsat nedir? Darbenin görünen ismi bellidir, onu Türkiye’ye teslim eder, o zaman da bu tartışmalar tamamen ortadan kalkmış olur. Böylelikle iki stratejik ortak arasında da sıkıntı kalmamış olur.